Öne Çıkan Yayın

Necip Fazıl Ansına...

8 Mayıs 2018 Salı

ADIM ADIM MUTLULUĞA

   Bugün blogumda yeni bir konuk ağırlıyorum. Misafir blogger olarak bugün çocuklarına düşkün bir annenin yazısını okuyacağız. Sözü kendisine bırakıyorum...

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Günümüzde, özellikle teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanların alışkanlıklarında da büyük değişiklikler meydana geldi. Çok büyük ölçüde reklamlardan veya yakın çevresinden etkilenen kişilerin özellikle yetinme duygularında çok büyük tahribatlar oluştu. Önceden yeni bir çift ayakkabım olsun diyen genç nesil, şimdi özellikle X markalı ayakkabım olsun diyor. Dün gitmiş olduğum bir kafede kahve içerken, bir grup genç geldi ve yandaki masaya oturdu. 14-15'li yaş gruplarında olan bu çocuklara/gençlere baktığımda hiç abartısız söylüyorum, hepsinin ayağında en pahalı markanın ayakkabısı, en pahalı markaların tişörtleri ve pantolonları vardı. Aklıma geçen hafta oğluma aldığımız ayakkabı geldi. Evet, biz de yine bu markadan almak zorundaydık, çünkü daha ayakkabı mağazasından girer girmez oğlum, oradaki çalışana "X markalı ayakkabılar hangi tarafta?" diye sordu. Yani başka ayakkabılara bakmadık bile. Sonra bir an düşündüm, "Ya maddi durumumuz yerinde olmasaydı?" Bu isteklerin, arzuların sonu nereye varırdı? Her gün televizyonlardan izlediğimiz, gazetelerden okuduğumuz hırsızlık, cinayet, dolandırıcılık gibi suçların temelinde yatan nedenin maddiyatta bağlı olduğunu, bu tür özentilerin karşılanamaması sonucunda kişilerin böyle suçlara yöneldiğini düşündüm. Tabii ki rahatlık, konfor, kalite benim için de çok önemlidir. Ama aynı kaliteyi, aynı rahatlığı illaki X markasında bulmak zorunda değiliz. Çok daha uygun fiyata aynı kaliteyi sunan bir sürü marka olmasına rağmen, tanınmadığından dolayı çocuklarda ve gençlerde rağbet görmüyor. Mecburen biz de ebeveynler olarak çocuklarımızın arkadaşları içerisinde dışlanmaması ya da küçük düşmemesi için bu dalgaya kapılıp gidiyoruz. Tabi bunda yine kazançlı olan büyük markalar, büyük şirketler, büyük ülkeler… Acaba iyi mi yapıyoruz, kötü mü?

Tabi bunun akabinde meydana gelen başka bir problem ise çocuklarda meydana gelen doyumsuzluk ve memnuniyetsizlik hissi. Sürekli yenisini ve iyisini isteme, sürekli daha çok isteme... Ama nereye kadar? Etrafıma baktığımda bir sürü asık suratlı insanla karşılaşıyorum. Kimisi çocuk, kimisi genç, kimisi yaşlı. Bir çoğunun problemi de aynı: Memnuniyetsizlik. 
Çocuklar reklamlarda gördükleri şatafatlı oyuncaklar, elbiseler, ayakkabılara; genç kızlar dizilerdeki pahalı arabalı, villalı yaşantılara; erkekler 90-60-90 ölçülü, makyaj güzeli kızlara baktıkça; ellerindekini beğenmeyip sürekli fazlasını istemeye kendilerini adeta mecbur hisseder hale geldi. Bunu elde edemeyenler de şiddete, hırsızlığa, tecavüze hatta cinayete kadar suç işlemeye meyilli duruma düştü. Hiç birini yapamayanlar da böyle etrafta asık suratla gezip, ortaya negatif enerji saçıp, çevresindekilerin de moralini bozmaya başladı. 
Bence bunu düzeltmenin yolu sadece eğitimden geçmekte. Çocuklara ellerindekinden memnun olmayı ve yetinmeyi öğretmekle başlamakta. Dışarıya çıktıklarında yolda buldukları bir çalı parçası ya da taşla oynamaktan zevk almayı öğretmekle kurtulunabilir bu memnuniyetsizlik denen illetten. Yoksa ebeveynler olarak işimiz çok zor, geleceğimiz de maalesef karanlık. Ya da ben fazla karamsarım. 
Ama karanlığı da aydınlığa çevirmek, yine bizim elimizde. Alalım çocuklarımızın elinden tableti, telefonu, bilgisayarı... Çıkalım parklara, bahçelere... Çiçeklerle, otlarla, böceklerle, toprakla kucaklaşalım. Koyalım çantamıza ekmek, peynir, domates,salatalığı... Bırakalım hamburger, kızartma, pizzayı... Bizim küçüklüğümüzdeki gibi çamurdan arabalar, tencere, tavalar yapalım. Bakın görün nasıl değişiyor çocukların asabi tavırları, sağlıkları...Ancak böyle düzeltebiliriz bu asık suratları... 





8 yorum:

  1. Malesef ne çok doğru :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Malesef öyle... Durumlar vahim

      Sil
  2. Bu akımın önüne çok çok erlen yaşlarda geçmek gerek.
    Çocuklarla birlikte nadiren alışveriş yapmak en iyisi yani ihtiyacı olan neyse alıp eve götürmek en iyisi.Ilk başta beğenmez burun kıvırır ama ihtiyacı olduğu için de mutlaka o eşyayı kullanır.
    Renkli ve zengin hayatlara gelince diziler gerçekten çok çok zararlı o kanallardan uzak durmak gerek bizim evde belki 10 yıldır ne show tv ne kanal d ne fox izlenir tümü yasak beni bile depresyona sürükler o ihtişamlı hayatlar ki hepsi renkli bir balon hepsi yalan.
    Allah yardımcımız olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin cümlemizin yardımcısı olsun. Bende ileride evlendiğimde evime televizyon almayı düşünmüyorum...

      Sil
  3. harika bir konuya dğeinmişsiniz, maalesef tüketim döngüsüne takılmış durumda gençlerimiz, kesinlikle bunu aşmanın tek yolu eğitim ve biraz da bir şekilde üretmenin ve etraflarına değer katmanın tadını alabilmelerinde... teşekkür ederim paylaşımınıza, sevgiler...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için ben teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Çok doğru bir konuya değilmişsınız Rabbim bizim çocukların ve gençlerin yardımcısı olsun

    YanıtlaSil