Öne Çıkan Yayın

Kitap Yorumum : Gösteri Peygamberi

24 Ocak 2021 Pazar

Film Yorumum : Umut Işığım (Ocak Ayı BCP Projesi)

  Dans etmekle tanıştığım gün henüz üniversite son sınıfa daha çok vardı. Dans edemeyeceğimi ve çok zorlanacağımı düşünmüştüm ilk dans dersimde. Zumba ile tanışınca aslında çok kolay ve eğlenceli olduğunu anladığımda dans etmek beni aşırı mutlu ediyordu. Yaklaşık üç yada dört aylık bir devamlılığım oldu sonra kurs kapanınca danstan da uzaklaştım. Hala dans etmeye bayılıyorum inanılmaz bir şekilde dans ettiğim günleride özlüyorum. Psikolojik ve ruhen dans ederken her şeyi unutuyorsunuz aslında. 

 Bu ay Blogları Canlandırma Projesi kapsamında Umut-Başarı temalı bir film/dizi izleyecektik yada  kitap okuyacaktık. Etkinlik detayları için Okurix'in paylaştığı yazıya bakabilirsiniz. Bu etkinlik kapsamında bende Umut Işığım isimi 2012'de yayınlanmış bir film izlemeyi tercih ettim. 

 Film ilk olarak Pat adında bir adamın akıl hastanesinden çıktığı gün ile başlıyor. Akıl hastanesine sekiz ay önce yatmış çünkü karısını okuldaki tarih hocasıyla yatarken basmış ve bu esnada da karısı tarih hocasıyla yatarken Pat ile evlendiklerinde ilk dans şarkısı açmıştı. Pat için bu şarkı oldukça sinir bozucu bir hal alıyor zamanla çünkü bu şarkı ona hem karısının aldattığını hatırlatıyor hemde evlendikleri ilk günü hatırlatıyor. Hastaneden çıktığında aslında eşini, işini ve tüm arkadaşlarını kaybettiğinide biliyordu. Hastane çıkışında ise tek amacı karısı Nicky ile tekrar barışıp, onunla yola devam ettirmektir. 

 Tiffany bir polis eşiydi ve eşini kaybedince semtte dul ve deli kadın olarak nitelendirilen bipolar bir kadın. Pat ile yolları bir akşam yemeği davetinde kesişir ve Tiffany ile Nicky arkadaştırlar fakat dolaylı yoldan. Pat ile tanıştığında ona karşı bir duygu hisseder fakat Pat Nicky'e olan bağlılığı yüzünden bunu görmek istemedi. Pat Nicky' ulaşabilmek için Tiffany aracı olarak kullanmaya karar verir fakat Tiffany bunu yapmak için bir koşul sundu; onunla dans yarışmasına katılmalıydı. Pat hayatında hiç dans etmemiş biri olarak Nicky'e kavuşmak için bunu kabul eder. Yarış gününe kadarda düzenli olarak çalışmaya devam ederler.

Pat'in babası ve benim bayıldığım oyuncu Robert De Niro yani Pat Sr. tam bir bahis tutkunu ve obsesif kompülsif bir adam. Her totemi tuttuğu Eagle takımının kazanması için tek tek aklında tutuyor. Takımı yenilsede bahislere girmekten ve kaybetmekten asla yorulmuyor. Sanırım dizinin en komik yanı bu bahisler ve maçları izlerken yaptığı totemlerdi. Annesi ve babası Pat'e Nicky'i unutturmak için her şeyi yapıyorlar fakat bu süreç oldukça sancılı geçiyor. Pat Sr. ise oğlu ile beraber zaman geçirip Eagle maçlarını izleyip, totemlerine katılmasını bekliyor sadece..

 Bu film hayattan beklentisi olmayıp her şeyi bırakan kişilerin kesinlikle izlemesi gereken bir film. Hayattan vazgeçmediğimiz sürece aslında hep umut var. Biz işaretleri takip edersek yol bizi güzelliklere sürükleyecektir. Yeter ki biz hayata küsüp tüm kapıları kapatmayalım. Umut hep vardır.. Filmi izlediğinizde sizinde yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum. İyi seyirler.. 



17 Ocak 2021 Pazar

Kitap Yorumum : Son İlmek

  Örgü örmek bazı insanların en büyük hobisidir. Örerken insan rahatlar, hayatı unutur ve ortaya çıkan ürünlere baktıkça mutlu olur. Bazı insanlar ise örgü örmekten asla anlamaz ve bunun yetenek işi olduğunu düşünerek denemek bile istemez. Benim için örgü örmek yetenek işi falan değil baya baya merak ve hobi. Örgü örerken kesinlikle ortaya çıkan ürünler beni çok mutlu ediyorum. Küçük yaşlardan beri ipler ve örgülere merakım var. Hatta birkaç yıl önce işi ilerletip oyuncak örüp satmaya kadar dökmüştüm olayı ama tabi kimse ürünlere talip olmayınca bende bıraktım. Son 2-3 aydır yine örmeye merak sarıp kendime bir süveter ve bebek battaniyesi başladım. Süveter bitti sayılır birleştirmesi kaldı sadece bebek battaniyesine ise daha yeni başladım. 

 Kitabı alırken yine aktüel ürünler satan bir markette gördüm kendisini ve arka yazısını okumadan sırf ismi için almıştım. Aylarca okunacakların arasında benimle bakışıp durdu. En sonunda okuma vakti geldiğini hissettim ve bu gece bitirdim. Kitap aslında Rebecca adında bir arkeologun kazaklar hakkında akademik bir yazı yazmak için ödenek alıp kızıyla beraber bir İrlanda adasına araştırma yapmak için gitmesi ile başlıyor. Buraya kadar sorun yoktu benim için ama sorun şurada başladı kitapta çok fazla karakter vardı ve okumaya başladığınızda tüm karakterleri öğrenmeniz baya zaman alıyor. Kitap içinde farklı farklı örgü motifleri ve hayattan notlar olması çok güzelken kitabın ilerleyişi çok ağırdı. Yaklaşık iki yüz sayfada konu kapanabilirdi fakat dört yüz küsür sayfa yazılması biraz bana gereksiz geldi. Kitap akıcı değildi oldukça durağan ilerledi sanki örgü örüyorumda günden güne gıdım gıdım gidiyormuş gibi bir hisle okudum. 

 Kitap sonuna geldiğimde neden burada sona erdi oldum bir anda. Kitabın sonunda yazarın araştırmasını nasıl tamamladığını kısacık bir son sözle değil daha detaylı bir bölümle öğrenmek isterdim. Apar topar kitap bitti hadi güle güle der gibi bir bitiş oldu. Kitaba bu yüzden düşük puan veriyorum ve önermiyorum yani para verip almaya bile benim açımdan değmezdi. Bende zaten dört liraya almışım yıllar önce iyi ki fazla para vermemişim dedim. Herkese şimdiden mutlu ve sağlıklı haftalar diliyorum. Bir sonraki kitap yorumunda görüşmek üzere.. 



9 Ocak 2021 Cumartesi

Kitap Yorumum: Tut Ki Seni Seviyorum

  Hayatınıza giren insanların, arkadaşlarınızın, ailenizin yüzünü unuttuğunuzu düşünebilir misiniz ? Yanınıza gelen arkadaşınızı her seferinde ilk defa görüyormuş gibi baktığınızı hayal edebilir misiniz ?  Peki bunu yaşayan insanların olduğunu ve adına prosopagnozi hastalığı tanısı koyulduğunu biliyor muydunuz ? Ben bilmiyordum Jack Masselin ile tanışana kadar.. Jack Masselin bir lise öğrencisi ve insanların yüzünü bir kere gördükten sonra bir daha hatırlayamıyor. Kişilerin belirgin özellikleri varsa mesela yüzünde çilleri, saç rengi, aşırı uzun boyu, yüzünde belirgin lekesi v.s bu şekilde o insanları hatırlamaya çalışıyor. Annesi, babası ve kardeşleri dahil herkesi tanımakta ve hatırlamakta çok fazla zorluk çekiyor. Bu durum sosyal hayatını oldukça fazla etkiliyor. Şimdiye kadar yüzünü net hatırladığı hiç kimse yok hayatında.
 Libby Strout.. Küçük yaşta annesini kaybettikten sonra ,tahminimce duygusal açlıktan dolayı, kendini yemeklere vurmuş ve durmaksızın kilo alan bir kız. En son aldığı kilolar yüzünden evinden vinçle çıkarılmak zorunda kalıp tüm gazete manşetlerinde yer alan bir kız hatta. Vinçle çıkarıldıktan sonrada uzun bir kilo verme durumu ile uğraşıp belli oranda kilo versede hala iri ve büyük bir kız. Liseye asosyalliğinden kurtulmak için başladığında tek hayali dans kızlarının arasında olup onlarla dans etmektir çünkü Libby bildiğiniz sıradan şişman biri değil o harika bir dansçı! Okulda başladığında olaylar umduğundan daha farklı gelişecek ve Libby özgüveni ile tüm okula ders vermeyi başaracak. 
  Kitapta beni en çok etkileyen nokta son söz oldu. Son sözde yazar bu kitabı kaleme alırken aslında gerçekten prosopagnozi hastaları ve bu hastalıkla ilgilenen doktorlardan birebir yardım almış. Ben okurken kitabı yaşadım özellikle Jack Masselin bölümlerinde sanki gerçekten o an Jack gibi hissettim kendimi bununda nedenini son sözde öğrendim. Aksi takdirde bu kadar gerçekçi bir kitap olamazdı sanırım. Bu konuda yazarı tebrik etmek gerek gerçekten. Zaten Libby hakkında yardım alması gerekli olmamış çünkü kendide böyle bir dönem yaşamış oradan bilinçli olduğu için Libby için yazdıklarıda oldukça etkileyici ve gerçekçiydi..
   Kitabı okuduğumda kilolu biri olduğum için üzgün hissettiğim bir dönemdeydim. Libby ile tanışınca aslında özgüvenli olmanın kiloyla değil mantık ve kendini sevmekle alakalı olduğunu anladım. Kitabı okurken "ben buradayım ve isteniyorum" cümlesini aklıma kazımam gerektiğini kavradım yapabildin mi diye sormayın yapamadım. Aslında kitap gerçek anlamda insanları hatırlarken kusurlarıyla değil onların güzel yönleriyle hatırlamamız gerektiğini bize bastıra bastıra anlatmış. Toplumsal olarak insanları kategorize etmeye bayıldığımız için bu tarz ne kadar kitap okursak okuyalım kategorize etmekten vazgeçen 3-5 kişiden daha fazlası olamayacağız. Her insanın dış görünüşüne değil yaptıklarına ve yapacaklarına bakmayı öğrendiğimiz zaman daha faydalı bir haline gelebiliriz. İnsanları kusurları ile sevebileceğimiz günleri görebilmek ümidiyle, keyifli okumalar..
 

1 Ocak 2021 Cuma

Hoş Geldin Yeni Yaşım!

   1 Ocak 2021..

 Kocaman bir senenin ve bir yaşımın daha sonuna geldim. Geriye dönüp baktığmda ne ara bu yaşa geldim diyorum. Zamanın su gibi akıp geçiyor insanın ömründen. Mutluluğu yakalamaya çalışırken aslında mutlu olduğu anları kaçırıyor ve bunu yaş ilerledikçe anlıyor. 

 2020'yi kendi içimde değerlendirirsem benim için oldukça orta düzeydi. Bu yıl içerisinde kendimi asosyallikten kurtarmak en güzel konu oldu. Yeni enerjik ve eğlenceli iki arkadaşım oldu. Yılın büyük bir bölümünü sınav stresi ile geçirdim, sınava hazırlanma sürecim oldukça sancılıydı ve sonuçta çok kötü geldi zaten. Umutsuz başladığım için sonuçta da hiç umut yoktu. Yılın bana en büyük katkısı ise su fobimi yendim! Yüzme kursuna gittim ve artık havuza girebiliyorum, kendimce yüzebiliyorum henüz kulaç atamasamda eskisi gibi havuza girip ayakta beklemiyorum, yüzüyorum! Yılın bir güzel yanıda yaklaşık bir aylık kendi başıma çıktığım tatil oldu. Oldukça iyi kafa dinledim Karadeniz havasında keşke o an sıkılıyorum demeseydim diye içimden geçiriyorum şuanda. Ne güzel günler yaşamıştım sessiz sakin mis gibiydi. Yılın diğer güzel yanıda aşk hayatımda bir adım daha atıp ilişkimizi resmiyetten bir önceki adıma taşımak oldu yani nişanlandım! Ah ne zor süreçti o nişanı yapmak tam iki kez düğün salonu ayarladık ve ikisinde de pandemi yasakları oluştu. En son kaçak göçek aile arasında takmak durumunda kaldık. Tabi aile arasında diye kararlaştırmadan önce birde korona virüs ile mücadele ettim. Ponçik bedenim oldukça yorulmuştu o süreçte. İş hayatım ise mükemmel ilerledi nasıl oldu bende anlamadım. Yaklaşık bir hafta içerisinde işe başladım ve oldukça başarılı şekilde ilerleme kaydettim. En başta işe girme süreci biraz sancılı geçsede sonradan oldukça eğlenceli olarak devam etti. İş hayatım ve çalıştığım ortam oldukça eğlenceli tüm çalışma arkadaşlarımıda çok seviyorum. 

 Geçenlerde sosyal medyada 2020 bingosu diye bir şey yayınlamışlardı. Kısaca oradaki cevaplarımla size 2020'ye verdiğim puanı söyleyeyim. 2020'de; en az 3 şehirde bulundum, korona testi oldum, evden bir hafta hatta daha uzun süre dışarı çıkmadım, yeni yemekler yapmayı öğrendim, evcil hayvan edindim, kısıtlamalarda ekmek alma bahanesi ile dışarı çıktım, koronaya yakalandım, maske takmaktan bunaldım, okulumu özledim, en az 30 kitap okudum-hatta daha fazla-, Bir Başkadır dizisini izledim, en az 30 yeni kitap aldım, pandemi öncesi döneme hasret kaldım. Kısaca 2020 böyleydi ve benim 2020'ye puanım 100 üzerinden 60!

Gelelim 2021'e ve yeni yaşıma.. Benim yeni yaşımda en güzel olay evlenecek olmam sanırım. Belki bir ihtimalde memur olarak atanmak var. Hedef listemi henüz yazılı olarak defterde oluşturmadım ama hedeflerimide kısaca sıralamak gerekirse; 

  • 4 Ocak Pazartesi'den itibaren 6 ay boyunca hayatımda şekerli yiyecek olmayacak. Rafine şekeri içeren her türlü yiyecek ve içecekten uzak duracağım ve şekerli abur cuburları tüketmeyeceğim.
  • Düzenli spor yapmaya başladım son bir haftadır bunu tüm yıl yapmaya çalışacağım. Kimi zaman yürüyüşle kimi zaman evde olarak.
  • Kitap okuma düzenim yoktu ve bunu düzene koyacağım günlük 30 dakika kitap okumaya ayıracağım.
  • Erken saatte uyanmaya başladım bunuda tüm yıl yapmaya devam edeceğim. (Hafta içi sabah 6.00/ hafta sonu sabah 8.00)
  • Blog yazmayı haftada bir olarak sürdürüyordum bunu haftada iki olarak yapmaya başlayacağım çünkü yazmak beni rahatlatıyor.
  • Kendime sürekli hobiler edinmeye çalışıyorum genelde ama bunu düzenli devam ettiremiyorum. Geçen yıl mesela punch ile işleme yapmayı öğrendim. Bu yıl farklı bir hobi edineceğim sanırım yine örgü/dikiş/nakış üstüne olur.
  • Haftada bir gün meditasyon yapmayı deneyeceğim. Bunun hakkında öncelikle araştırma yapmam gerekli.
  • Şükür defteri oluşturup her gün beni mutlu eden şeyleri yazıp şükür edeceğim.
  • 10 adet Rus edebiyatı okuyacağım.
  • Mesleğim üzerine de iki ayda bir kitap bitireceğim.  
Kısacası benim için verimli ve dolu dolu bir yıl olması için her şeyi yapacağım. Umarım yeni yaşımda bana güzellikler, şans, sağlık, huzur ve mutluluk getirir. İyi ki doğdum, iyi ki varım!