Öne Çıkan Yayın

Kitap Yorumum : Gösteri Peygamberi

22 Aralık 2019 Pazar

Kitap Yorumum : İntihar Ormanları

Siz hiç anılarınızı özlüyor musunuz ? Dönüp dönüp onları yad edip "hey gidi günler ne güzeldi" diyor musunuz ? Ben derim mesela yaşım henüz yirmi iki olmasına rağmen anılarımı çok özlüyorum. Geçmişte yaşadıklarımı her zaman canlı tutmaya çalışıyorum. Peki ya bir gün hiçbirini hatırlamayacak duruma gelirsem o zaman ne olacak ? Bunu bilmiyorum ve hayatta en korktuğum şey anılarımı unutmak, beraber o anıları yaşadığım insanı veya insanları unutmak benim en büyük korkum. Bazen eskiden anlatılan bir şeyi hatırlayamadığım da ve  onları unuttuğumu fark ettiğimde çok üzülüyorum. Karşımdaki kişi de unuttuğumu fark edince yüzünde oluşan o üzüntü içimi parçalıyor. Keşke tüm anılarımızı her saniye yazabilsek bunu çok isterdim. Günlük tarzında belki anı defteri tarzında ama bunu yapmayı isterdim. Bir fotoğraf karesinde ya da bir kalem izinde o anları hapsetmek ve her baktığımda hatırlamak...
İntihar Ormanları'nın yazılışında yazarın yani sevgili Ezgi Durmuş'un her anında onu takip ettim. Sabahlara kadar kitabı yazmak için uykusuz kaldığını, kitap  bitene kadar ne kadar zayıfladığını, gözlerinin aşırı yorulup yine de pes etmeden yazdığını sosyal medyasından paylaştığı kadarıyla hepsini bir bir takip ettim. Bir kitap yazmak çok zordur ama Ezgi'nin motivasyonu her zaman okuyucularından gelen o minnacık  mesajlar oldu. Belki de bu yüzden çok seviyorum onu. Yazan herkese dönüş yapıyor ve atılan her mesajda çok mutlu oluyor. 
Kitabın ismini paylaşmadan önce bizimle bir video paylaştı. Videoda kasvetli bir orman vardı ve baktıkça mutsuzluk çöküyordu insana. Birçok kişi bu video üzerinden kitap ismini tahmin etmeye çalıştı fakat kimse bilemedi. Ve bir hafta sonra o ismi bizimle paylaştı.
"İntihar Ormanları"
Kitabın ismi ve içeriği çok ayrı belki de ama kitapta neden bu ismi seçtiğini anlatıyordu. Kitabı çok beğenerek iki günde bitirmiştim. Bitirdiğimde de neden bu kadar hızlı okuyup bitirdim diye kendime kızmıştım hatta. Tüm satırlarında kendimi bulduğum yeri geldiğinde  ağladığım ve inanılmaz şaşırtıcı bir sonla biten bu kitabı size  şiddetle tavsiye ediyorum. Umarım okuduğunuzda sizde benim kadar beğenirsiniz...


Düşüncesine dahi katlanamayıp başına gelirse öleceğini sandığı her şeye alışıyor insan. Dayanamam dediğin ne varsa ayağına yarım numara küçük bir ayakkabıyla uzun mesafe yürümek kadar canını acıtıyor en fazla. Ölümün en onursuz şekli belki de acıya alışmak. Acıya direnmekten bahsetmiyorum. Direnmek, acının varlığını kabullenmeyi gerektirir. Oysa alıştığın şeyin varlığını da kanıksarsın. Mücadele yoktur direnmekteki gibi. Boyun eğersin. Hatta bir zaman gelir, varlığını umursamazsın bile…
Ben bu acıya alışmak yerine kıvranarak ölmeyi dilerdim..
(Tanıtım Bülteninden)



17 Aralık 2019 Salı

KADIN MIYIZ ?

  Kadın literatürde iki anlamı olan, ağızdan çıkarken iki heceli, yaşarken ise tek bir hayat. Ne kadar zor bir kadın olarak yaşama devam etmek. Kadınsan birçok yükün vardır bu hayatta. Kız çocuğu olarak açtıysan gözlerini bu dünyaya önce evde kız olduğunu benimsemen gerekiyor. Sen varken erkek kardeşine hiçbir iş düşmediğini anlaman gerekiyor. Toplum içine girince çok konuşmaman aksi takdirde insanların dikkatini çekeceğini ve bu yüzden kınanacağını bilmen gerekiyor. Açık saçık giyindiğinde erkekleri tahrik edeceğini hatta tecavüze teşvik edebileceğini ve tecavüze uğrarsan bunun tek nedeni senin giyiminden kaynaklı olacağını bilmen gerekiyor. Her erkekle arkadaş olman senin namusuna zarar getireceğini hatta insanların seni hemen kötü kadın ilan edeceğini bilmen gerekiyor. Akşam  erkek kardeşinin istediği saatte gelebileceği hatta isterse gelmeyebileceği eve senin belirli saatte gelmen gerektiğini yoksa dışarıda o saatte gezmen senin kötü kadın olduğunu gösterebileceği hatta gece geç saatte dışarıda olursan ve tecavüze uğrarsan bunun nedeni senin o saatte dışarıda olmandan kaynaklanacağını bilmen gerekiyor. Toplum içinde sakız çiğnemen senin kötü kadın olabileceğini ve erkekleri tahrik edeceğin için bunu yapmaman gerektiğini bilmen gerekiyor. Sadece kötü kadınların toplum içinde kahkaha atabileceğini eğer sende bu davranışı sergilersen kötü kadın damgası yiyebileceğini anlaman gerekiyor. Bunları ergenliğe girene kadar öğrenmen ve benimsemen gerekiyor. Peki ya sonra ? Sonra  üniversiteye gittiğinde kendini bir şey sanmaman hala toplumun ezik görülen bir kızı olduğunu bilmen gerekiyor. Okumuş olman senin toplumda saygılı bir konuma erişebileceğin anlamına gelmiyor. Sonuçta elinin hamuru ile erkek işine karışamazsın. Erkeğin işi erkeğindir sen otur evde kadın işlerini yap düşüncesini benimsemen gerekiyor. Tanıştığın adamla evlenme kararı alırsan hemen bunu ailene bildirmen gerektiğini ve evlenene kadar o adamın elini tutmaman gerektiğini hatta tutarsan kötü kadın ilan edilebileceğini bilmen gerekiyor. Hatta dahada ilerisi evleneceğin adama belki de sen değil ailen karar verecek ve senin buna asla ses çıkartma hakkın olmayacağını bilmen gerekiyor. Evlendiğinde ise gelinlikle gittiğin o evden kefenle dönmen gerektiğini anlaman gerekiyor. Hediye paketi gibi taktıkları güya namusun temsilcisi olan o kurdela ile bir erkeğin himayesine geçtiğinde ona itaat etmen gerektiğini bilmen gerekiyor.O ne derse o olması gerektiğini bilmen gerekiyor. Eşinin annesini başının tacı etmen ve ne derse asla haksız görmemen, aksi takdirde sen istenmeyen ve kötü bir gelin olarak nitelenirsin, eşinin annesini asla ve katiyen sevmeme gibi bir hakkının olmadığını  bilmen gerekiyor. Çocukların olduğunda onlara iyi bir anne olman gerektiğini yoksa "bak bak bir çocuk bile yetiştirememiş başı boş salmış" denileceğini bilmen gerekiyor. Akşam eşin eve geldiğinde tüm yemeklerinin hazır olması, evin tertemiz olması ve çocukların tüm işlerini senin halletmen gerektiğini bilmen gerekiyor. Eşine kendini beğendirmek için sürekli makyajlı ve toplumdaki moda anlayışına yakından hakim olman gerektiğini bilmen gerekiyor... 
   Oysa sadece bir kız çocuğu olarak dünyaya gözlerini açmıştın bu kadar sorumluluk alacağını hiç düşünmeden...


15 Aralık 2019 Pazar

2020'de 5 Hedef

  Bir söz duyarsın bir müzikten, bir arkadaşından ya da bir söz okursun bir kitaptan, bir alıntıdan... O zaman bazı şeylerin çok değiştiğini ve zamanın çok hızlı aktığını anlarsın. Tıpkı 2019'un bittiğini yeni yeni algılamam gibi. Koskocaman bir sene devirdik ve genel olarak insanlar 2019'un çokta güzel geçmediğinden şikayetçi. Bir yerde okumuştum yılları güzelleştiren rakamlar değil aslında bizleriz diye. Geriye dönüp baktığımda 2019 çok dolu dolu geçmiş bir yıl benim için. Hedeflediklerimin listesini yapmıştım fakat tanıştığım bir yazarın kalemi oldu sene içinde ve ben asında hedeflediklerimi değil hayal ettiklerimi listelemişim. Bunu öğrenmem yılın 11. ayında oldu ne yazık ki ama kötü tarafından bakmadım bu duruma aksine daha iyi oldu çünkü tamda yeni yıl için hedef listesi hazırlarken nasıl hazırlamaya dikkat etmeliyim bunu öğrendim. Geçen sene hedeflediklerim yani aslında hayal ettiklerimi erkek arkadaşıma yazıp mektupla göndermiştim ve sene sonunda benim neleri gerçekleştirdiğimi yazıp bana geri göndermesini istemiştim. Büyük ihtimal kendisi bunu unuttu ama sağlık olsun ileride ona gönderdiğim mektuplara ulaştığımda bu listeye kendim bakacağım. 
  Bu sene hedef listemi oluşturmaya, dikkatinizi çekerim hayal değil hedef listesi, ve oluşturduğum listeyi burada paylaşmaya karar verdim çünkü seneye dönüp buradan okumak ve kendimi değerlendirmek daha eğlenceli olacak diye düşünüyorum. 
 Listemi hazırlamaya başlayabilirim o haldeee. 2020 hedef listem ;


 Hedef 1 : 50 KİTAP OKUMAK
  Evet 2019 için bu hedefi 60 kitap olarak koymuştum fakat o hedefe ulaşamadım çünkü hayal krumuşum sadece. O yüzden bu sene okuduğum tüm kitapları yazacağım ve kaç tane olduğunu sene sonunda göreceğim. İnanıyorumki 50 kitap olacak sene sonunda çünkü ben okumayı seven biriyim :) 

Hedef  2 : 65 KİLO OLMAK 
 2019 hedef listemin ilk sırasında 60 kilo olmak vardı fakat olmadı. Yılın yarısında kilo vermeye karar verdim ve 88 kilodan 74 kiloya düşebildim sadece. Büyük ihtimalde yeni yıla 73 kilogram olarak girerim diye düşünüyorum. Boyum uzun olduğu içinde şuan direnç noktamdaki o rakamdayım. Haftalardır 74'den aşağı inemiyorum ne yazık ki ama o direnç noktamı kırarsam inanıyorum 2020 sonunda 65 kilo olabilirim.

Hedef  3 : KPSS'Yİ KAZANIP ATANMAK
 Bu durum benim için hayal mi hedef mi bilmiyorum. Yoğun bir sınav dönemine girdim ve yaklaşık 2 haftadır ders çalışmakta çok isteksizim. Ocak ayı itibariyle her gün dershaneye gidip orada çalışmayı deneyeceğim ve deneme sınavlarındaki netlerimi yükselterek sınavda en kötü 85 yapmalıyım. Aslında tek hedefim "bir kişi alınan o kadrolarda alınan o tek kişi ben oldum" cümlesini kurabilmek tabiki ama bunu söyleyebilmek için aşırı verimli çalışmam ve çok dikkatli olmam gerekiyor çalışırken. Yine de sınavı kazanmak benim hedefim olarak çalışmaya tam gaz devam edeceğim.

Hedef  4 : HAFTADA 6 GÜN 6:30'DA 1 GÜN 9:30'DA UYANMAK
 Haziran ayından beri düzene soktuğum uyku düzenimden çok çok memnunum. Ne kadar Kasım - Aralık aylarında uyku düzenlemem bozulsa da Ocak ayından itibaren yeniden bunuda düzene koyacağım. Sanırım yazın erken kalkmak çok kolayken kışın bunu yapmak biraz daha zor oluyor. Sıcak yatak her şeyden daha tatlı geliyor :) 

Hedef  5 : ŞUBAT-MAYIS-AĞUSTOS-KASIM DETOKSU
Detoks yapmak her zaman zordur bunun bilincindeyim. Fakat vücudumuzun kendini arındırması için bunu yapmamız gerekli. Bende bu sene bu 4 ayda sıvı detoksu yapacağım bunun detaylarınıda sizlerle mutlaka paylaşırım. 


Benim bu yılki hedeflerim bu şekilde. Sizlerinde hedeflerinizi okumayı çok isterim. Bu sene bizim için harika bir sene olacak. Lütfen senelerimizi güzel değerlendirelim ve geri dönüp baktığımızda harika anılar biriktirdiğimizi bilerek gülümseyelim. Hepinizin yılı şimdiden kutlu olsun :) 



27 Ekim 2019 Pazar

Gidiyoruz Ama Nereye ?

Teknolojinin hayatımızı tamamıyla kapladığı bir dönemin insanıyım. Her şeyin sosyal medyadan paylaşıldığı, klavye ile duyar kasılan ama asla anı yaşamayan bir dönemin içerisindeyim(z). Beni çok rahatsız eden bu dönem acaba sadece beni mi rahatsız ediyor ? Otobüse biniyorum herkesin elinde birer telefon asla çevreye bakmak yok yaşlı mı varmış, engelli mi biniyor kimin umrunda. Metroya biniyorum yine aynı tek farkla burada birkaç insan kitap okumaya çalışıyor son zamanlarda buda beni mutlu ediyor. Eh vapura biniyorum herkes eline aldığı telefonlarla video veya fotoğraf çekme peşinde. Sahiden nereye gidiyoruz biz ?
  Gelişmekte olan bir ülke olarak kendimizi daha iyi yerlere getirmek yerine aksine dahada geriliyoruz. Özellikle son on senedir sanki yerimizde sayıyoruz gibi hissediyorum. Girdiğim ortamlarda bahsi geçen konuda sadece "bugün kaç beğeni aldın", "gittiğin yerin fotoğrafını atmadın" tarzında cümleler duyuyorum. İnsanlar bir yere gittiğini paylaşmadığında ya da az beğeni aldığında yaşam onlar için duruyormuş gibi düşünüyorum artık. Kesinlikle ben bunların dışında farklı biri olduğumu iddia etmiyorum aksine bende o popüler kültürün kölelerinden biriyim. 
 Eskiden anı yaşamak diye bir cümle vardı. Nasıl bir his olduğunu belkide çoğumuz unuttuk ve yeni nesil bu cümleden bir haber... Telefonların bu kadar yaygın olmadığı anda bindiğimiz vapurda o rüzgarın tenimize değişini hissederdik, martıların seslerini dinlerdik ya da onlara simit atarken nasıl yediklerini havada nasıl tuttuklarını izlerdik işte bu anı yaşamaktı. Oysa şimdi bunları yapan o kadar az insan var ki... 
  Komşuluk ilişkileri vardı önceden. Yolda yanından geçen biri olduğunda durup hal hatır sorulurdu. Şimdilerde yanından geçeni tanımıyorlar yada tanımamazlıktan geliyorlar. Zaten o son ses açık müzik ile yürüyen biri durup selam verir mi hiç ? Aslında müziğin bile bizi yalnızlaştırmaya başladığı bir toplum olmaya başladık. Belki de üretenlerin amacı buydu kulaklık takarak insanlardan bizi soyutlaştırırken... 
   Üretilen telefonlar, kulaklıklar, sosyal medya aslında hepsi bizi içten fetheden, yalnızlaştıran ürünler. Amaç birlik duygumuzu yok etmekti üretilirken ve bunu başarıyorlar günden güne. Gümbür gümbür gelen bir nesil var aslında. Çok zeki, ne istediğini bilen, özgüvenli bir nesil. Ben onların yaşındayken ne giyeceğimi bile anneme soruyordum yani gerisini siz düşünün. Fakat ne kadar zehir gibi bir nesil olsa da şansları yok çünkü hepsi teknoloji çocuğu. Aslında bunu kullanarak çok güzel şeyler yapılabilir. Ülkemizi en ileri seviyeye taşıyabiliriz bu yeni nesille. Tabi o zamanda işin içine devlet desteği giriyor. O destekte ne kadar sağlanıyor düşündürücü...  Zaten o çocuklar artık yurt dışına gidiyor çünkü keşfedildiklerinde oralarda değer göreceklerini biliyorlar. O neslide yavaş yavaş kaybediyoruz kısacası.
   Gerçekten bir düşünmek gerek; "Gidiyoruz ama nereye ?"
 Sevgilerimle...


17 Temmuz 2019 Çarşamba

Güzel Şeyler

Heyyooooo ! Geri mi döndüm ne ? Uzun zamandır yine ortalıkta kayıp bir kadın olarak dolaşıyorum. O kadar karmaşık ve yoğun bir dönemden geçiyorum ki inanın buraya değil yazmak yazılanları okumaya bile zamanım olmuyor. Ara ara bir çoğunuzun bloglarında yazılanlara bakmaya çalıştım fakat hepsine ne yazıkki yetişemedim. Blog mahallesinde her gün yeni bir akım başlıyor yetişmek mümkün değil bu yoğunluğun arasında.
  Bugün tam üç ay olmuş yazmayalı... Koskoca üç ay içerisinde hayatımda çok değişik şeyler yaşadım. Atölyemi kurdum biraz geliştirdim ve hazin son şuan atölyemle hiç ilgilenemediğim için artık gelişmek yerine küçülme dönemine girdi. Elbette bunun nedenleri var ve en büyük nedeni Kamu Personeli Seçme Sınavı'na hazırlanma kararı almam. Evet doğru okudunuz tam yedi aydır gezmediğim özel sektör kalmamış biri olarak memurluk sınavına hazırlanmaya karar verdim. Hem de dershaneye yazıldım Eylül başında başlayacak kursum. Atölyeden uzaklaşmama neden olan diğer etmen çok kısa bir süreliğine klasik işim(!) olan "kasiyerlik" işine başlamam ve orada çok yoğun çalışmamdı. Yaklaşık iki hafta kadar çalıştım ve bankacılık sektöründen teklif gelince bıraktım kasiyerliği. Tabi daha sonrasında bankacılık sektöründen gelen teklifide beğenmeyip sınava hazırlanma kararı aldım. Aslında okuldan uzaklaşmak beni çok üzmüşken böyle bir karar almak benim adıma harika bir fikir oldu. Önümde zorlu bir süreç beni bekliyor ama ben başaracağıma inanıyorum. Kendime güvenim tam olarak yola çıktım. 
   Peki siz ? Siz neler yapıyorsunuz ve bu sürecim hakkında sizin fikirleriniz neler hepsini bilmek isterim. Çok yakında sizlerle harika bir mutluluğumu paylaşacağım yaklaşık 60 - 65 gün gibi bir süre var bu haberi detaylarıyla paylaşmam için. Birdeee haftaya cumartesi bir yazarın imza gününe katılacağım. Kendisiyle çok tesadüf eseri tanıştığım bu yazarı sizlere anlatmak için çokça sabırsızlanıyorum. Şimdilik ders çalışmaya gitmeliyim hepinize sevgilerimleeee...


15 Nisan 2019 Pazartesi

Atölyeme Davetlisiniz

 Herkese merhabalaaar uzun zamandır yine aranızdan kaybolup gittim. Ama bu sefer harika bir kaybolma nedenim vardı. Sizlere duyuramadım fakat siparişler arasında boğuldum. Bildiğiniz üzere benim küçük atölyem var ve günden güne büyüyor. Bu aya özel indirim yaptım ve harika siparişlerle boğuldum ama ben çok mutluyum yinede. Sizlerede bu kampanyamı bırakıp kaçıyorum. Sipariş vermek istersiniz diye aşağıya instagram hesabımıda bırakıyorum. Sevgilerimle...

İnstagram: www.instagram.com/atolyeizde









26 Şubat 2019 Salı

Kitap Yorumum : Nar Ağacı

 Bir kitabın daha sonuna geldik. Hayatımda uzun süredir böyle elimde kalan bir kitap yok sanırım. Tam olarak 106 günde okuyup bitirdiğim Nazan Bekiroğlu'na ait Nar Ağacı kitabı sadece 530 sayfaydı. Biraz sınav haftalarıma denk gelmesi üstüne evime temelli dönmem gibi sebeplerden ötürü oturupta bitiremedim bir türlü. Aslında 3-5 sayfa fırsat buldukça okusamda kitabı yarım bıraktığım için olay örgüsünü anlamam biraz geç ve zor oldu ne yazık ki. Kitapla nerede karşılaştığımızı soracak olursanız kendisini aslında erkek arkadaşıma ay dönümü hediyesi olarak takdim etmiştim. Fakat olay kurgusu çok karışık olduğu için yarım bıraktı bende "bana gönder ben okurum" diye öne atılınca kendisi hemen kargoladı sağolsun.  
  Kitaba gelecek olursak şöyle ufaktan girelim konuya. En başta bu yazarın okuduğum ilk ve tek kitabı ve kendisini de ne duydum ne rastladım. Kitapta yazarımız Trabzon, Tiflis ve Tebriz arasında geçen bir yolculuğu konu almış. Ananesi ve dedesinin geçmişini araştırmak için yola koyulan genç bir kadının hikayesi. Bu yolculuk esnasında tüm rastladığı izlerde o izlerin içine girerek yaşayan o dönemde halkın neler çektiğini, psikolojik ve sosyolojik olarak birebir gören bir kadın.Tarihte yaşanmış savaşları, göçleri, acıları birebir hisseden biri...
  Kitapta asıl kahramanımızın fotoğrafların içine girerek o anı yaşaması gerçekten en garip olanı buydu. Tüm kahramanların hemen arkasında bir nefes uzaklığında ama kimse onu görmedi. Oysa ne çok isterdi ananesi ve dedesinin onu görmesini... 
 Kitap okurken bitmesini istersiniz bazen ama ben en çok bu kitabın son yüz sayfasında bitmesini hiç istemedim çünkü dedesi ve ananesinin aşkı o aralıkta başlıyor. Kilometrelerce öteden aşkını içine atan bir beyzadenin yolculuğu Trabzon'da sadece İstanbul'a gidecek kadar para kazanmak istediğinde sonlanmaya başlıyor fakat o hiç vazgeçmedi İstanbul'dan. Zehra Hatun'u görene kadar...  Zehra... Savaşın ortasında önce abisini savaşa uğurlayan ardından kendi evinden savaş yüzünden kalkıp İstanbul'a giden küçük bir kız. 2 senede o küçük kız kocaman bir kadın oldu abisinin öldüğünü ve hayata tutunması gerektiğini öğrendi. 
  Tüm geçmişini öğrenmek isteyen kahramanımız gittiği her yerde yaşadıklarını bir güzel yazdıktan sonra tüm hikaye ortaya çıkmış oluyor. Eğer tarih ve aşk konulu bir kitap okumak isterseniz bu güzel betimlemelerle dolu kitabı öneririm. Fakat ufak bir tavsiye kitabı okurken 24 saatten uzun bir süre ara vermeyin yoksa olay akışını unutmanız mümkün olabiliyor.
 Sevgilerimle, esen kalın...



25 Şubat 2019 Pazartesi

Hayatımdan Parçalar

 Ne kadarda az yazıyorum şimdi laptop elime denk gelince açıp bakayım neler var diye. Birazda kendi hakkımda bir geçmiş çetelesi tutayım istedim. Nereden başlasam bilemedim şimdi en iyisi Şubat ayı genel yorumumu yapayım kendi içimde.
  Erkek arkadaşıma hazırladığım hediye bitti 14 Şubat'ta eline geçmedi ama aldığında gerçekten çok mutlu oldu. Ona bir kazak ördüm ve benim için çok emek isteyen bir hediye oldu. Hayatımda hiç kazak örmemiş biri olarak zorlansamda sonuç beni çok mutlu etti. Hatta seneye kendime bir kazak öreceğim. Belki bu senede başlayabilirim seneye kışa giymek için. 
  İş arayışlarım devam ediyor malesef iş bulmak çok zor bir süreçmiş. Sınava hazırlanma planım var eğer Temmuz ayına kadar bir sonuç alamazsam. Bu ay içinde bir sigorta şirketi ile görüştüm fakat 2. görüşmede ofis ortamını gözlemledikten sonra çokta ikna olsunlar diye çaba göstermedim. Çünkü çalışan arkadaşlar satış yapmak için biraz göz boyamak amacıyla farklı giyimler ve makyajlar yapması benim çok hoşuma gitmedi. Ben satış yapacaksam bunu benim güzelliğimle yada makyajımla yapmak istemem açıkçası. Belediyeden İstihdam ve Kariyer Noktası'na başvuru yaparak İŞKUR'a kaydımı yaptırdım. Onlarda bana iki yer önerdi birisi hastaneydi diğer kargo şirketinde müşteri temsilciliği idi. Hastanede form doldurdum ama dönüş yapan olmadı. Kargo şirketinde de yetkili kişiye ulaşmak için iki defa arama yaptım fakat iletilecek başvurunuz denilip kapatıldı malesef. 
  Eh hayat bu kadarda kötü gitmiyor ya güzel şeylerde var hayatımda. Mesela 8 Şubat'ta sağlıklı yaşamaya karar verdim ve 15 Şubat'ta da spor salonuna üyeliğimi gerçekleştirdim. Spor salonları malesef yaşadığım yerde sadece kadınlara özel olmadığı için kadın erkek karışık bir yere kayıt oldum. Yinede rahatsız değilim çünkü hocam ilgili yada ben çok soru sorduğumdan ötürü ilgili sanıyorum. Erkekler var olduğu gibi kadınlarda var zaten ve benim gittiğim saatlerde genel olarak aynı kişiler olduğu için zamanla alışıp rahatladım. Ha bu arada 5 kg verdim bile bu süreçte. Korkmayın ilk 3 kgsi ödem falandı :)
  Diğer güzel konulardan biri blog arkadaşlarımdan birinden gördüğüm Postcrossing'e üye olmuştum. Birkaç tanede yurt dışına mektup ve kart yollamıştım. Banada 4 tane kart geldi. Beni çok mutlu etsede üzüldüğüm konu şu oldu. Ben herkese mektup yazıp kart ekleyip zarfla gönderirken onlar sadece zarfsız bir kart yollamaları oldu. Tabi sonradan öğrendimki sitenin amacı saece kart yollamakmış. Eğer zarfta istiyorsak bunu belirtmemiz gerekiyormuş. Şimdi gönderdiğim kartların sahiplerine ulaşmasını ve banada yeni kartlar gelmesini bekliyorum. Çünkü posta kutusunda adıma bir kart görmek beni çok mutlu ediyor ve heyecanla her sabah o posta kutusuna bakmak anlatılmaz yaşanır.
  Uzun süre evde tek kalınca kendime arkadaş edinmeye karar verdim bu zaman aralığında. Doğru bir petshopa gittim ve kendime beta balığı aldım. Kendisi gerçekten çok farklı ve zor bir balıktı. Yaklaşık 8 gün kavanozda yaşadıktan sonra onu büyük bir akvaryum alıp yeni yuvasına taşıdım fakat 10. gününde malesef öldü. Ona çok alışsamda annem bu sabah bana 3 tane japon balığı alıp gelmiş :) Şimdi akvaryumumda şişko 3 tane obur balığım var. Şimdi onlar hakkında detaylı araştırmalar yapıyorum çünkü nasıl kedi köpek bakmakta özel şeyler varsa balık bakmaktada böyle özel püf noktaları var.
  Bugün yarın size yeni bir kitap yorumu ile döneceğim. Atölye ve hediye hazırlıklarından ötürü bayadır kitap okumaya zaman ayırmıyordum malesef. Elimdeki kitabı bitirdiğimde tekrar sizlerleyim...
Sevgilerimle :)

Evet bunlar yurt dışından gelen güzelliklerim iki tanesi Almanya biri ABD'de diğeri Finlandiya'dan.

Bunlarda annemin bu sabah alıp geldiği 3 obur balığım :) 

12 Şubat 2019 Salı

Blog Mahallesi

 Heeey neler oluyor buralarda. Bayadır yazmıyorum diye artık yokum sanmayın okumalarımı eksik etmiyorum. Ezgi'nin başlattığı 28 günlük meydan okuma çok güzel ilerliyor birçok arkadaş katılım sağlamış bende katılmayı düşündüm  fakat karar vermem epey geç olduğu için bir sonraki ay yapmaya karar verdim. O yüzden soruları kenara not ediyorum ve cevapları dikkatle okuyorum. Ee bende ne var ne yok değil mi ? Neden yazmıyorum insan merak ediyor. Doğrusu sadece yazmamak değil ürünlerimi bile bitiremedim, ilk siparişimi aldığımı ve gönderdiğimi size bildirip bu sevinçli haberi paylaşmak istiyorum, çünkü erkek arkadaşıma bir hediye hazırlama girişiminde bulundum ve yaklaşık 1 aydır onu tamamlamaya çalışıyorum belki 14'ünde kargoya veririm diye ama malesef ay dönümümüzde vereceğim gibi görünüyor. Beni çok yoran bu hediyeyi kendisine ulaştığında sizlerle de paylaşacağım. Diğer yazmamı engelleyen sebep bu aralar iş arayışında olup her seferinde yolladığım cvlere geri dönüşün olumsuz olması ve bunun beni üzmesiydi. Artık karar verdim iş arayışlarından çokta umutlu olmayacağım. Aslında çokta büyük şeyler aramıyorum bölümüme uygun olsun yada milyarlar alacağım bir iş olsun beklentisinde değilim. Aradığım herhangi bir yerde asistanlık, sekreterlik yada veri girişleri yapmak. Onları bile bulamadım ama bekleyelim bakalım belki bir yerden bir şeyler çıkar.
  Bir blog arkadaşımdan gördüğüm mektup arkadaşlığı sitesine üyeliğimi Ocak ayı başında yapmıştım ve mektuplarımdan 3 tanesini gönderdim. Şubat başında mektuplarımdan birine bir dönüş aldım merakla beklediğim mektup bana Almanya'dan geldi. Gerçekten her sabah ekmek almaya giderken o posta kutusuna bir göz atmak heyecanla bakıp umutsuzca kapatmak biraz üzücü olsada bir sabah mektup bulmak inanılmaz mutlu etti beni. Almanya'da ki sevgili Merle çok tatlı birine benziyor ve en güzel yanı üniversitede Türkoloji okumuş olması ve ek olarak mektup üzerindeki puluda çok tatlıydı.. Çok yakında ona harika bir mektupla dönüş yapacağım ama mektupta kartpostala ek olarak ne koysam diye düşünüyorum belki önerileriniz olabilir sizinde. Yorumlarda bekliyorum.
  İş arayışının yanında büyük birde kararsızlık içindeyim belki bu konuda da fikirlerinizi paylaşırsınız benimle. Kararsızlığım şu Temmuz'a kadar iş bulamazsam düzgün bir yerde Temmuz-Ağustos içinde KPSS'ye çalışmaya başlama düşüncem var. Fakat ailem bu zamana kadar boş beklemek yerine İngilizce kursuna yazılmamı öneriyor. Yani Mart-Temmuz arasında kursa gidip dil eğitimimi tamamlamamı istiyorlar. Ben ise bu eğitimi aile paramla tamamlamak istemediğim için reddediyorum ve bir korkumda şu eğitimi aldıktan sonra ya bir fayda göremezsem. İleride küçük şehirlerde yaşamaya başladığımızda (erkek arkadaşımın işinden ötürü) eğitimimin boşa gitmesi ihtimali var çünkü oralarda iş bulmam zor o bakımdan. Ne yapsam gerçekten kararsızım...
 Sanırım bu kadar iç dökme yeterli sizinde kafanızı şişirdim. Yorumlarınızı ve önerilerinizi heyecanla okuyacağım. Sevgilerimle... 




28 Ocak 2019 Pazartesi

Film Yorumum : Bir Gün (One Day)

  Kitabı ile karşılaştığımda 15-16 yaşlarında bir ergendim. Sıra arkadaşım bir kitap kurdu olarak yaklaşık 3 günde okuyup bitirmişti ve çok karmaşık olduğunu anlatmıştı. Hakkında bildiğim tek şey tüm kitapta geriye dönük bir anlatımı olduğu. Bu akşam izlenmesi gereken aşk filmleri önerilerinde yine rastladım adına ve hemen başladım izlemeye. En başta 2006 yılında bisiklet süren bir kadınla başlıyor film kısa saçlı, oldukça güzel bir kadın. Daha sonra sene 15 Temmuz 1989'a geliyor ve kadın ile erkeğin konuşmaya başladığı ilk ana dönüyor. Tüm film boyunca 15 Temmuz sabit olmak üzere yıllar değişerek yaşanan olaylar anlatılıyor. Kadın ve erkek ilk tanıştıklarında beraber içtikten sonra eve geçerek uyuyorlar fakat kadın adama çok önceden beri aşıktır ve onun için birçok şiir yazmıştır. Tabi adam çapkın kral olarak o çiçekten bu çiçeğe konduğu için kadını hiçbir zaman fark etmemiştir. Uyandıkları sabah arkadaş kalmayı tercih ederek ayrılıyorlar ve zamanla birbirlerinin en iyi arkadaşları oluyorlar. Kadının ilgisi devam etsede bu kadar umursamaz ve herkesle birlikte olan bir adamla beraber olmak istemiyor zaten adamında o kadar çok ilgi alanında olmuyor. Muhafazakar kızımızla zaman zamanda bu konu yüzünden dalgada geçtiği oluyor. Zaman geçiyor ve adamımız ünlü olurken kadın başka bir erkekle evini paylaşmaya başlıyor fakat onu hiç sevmiyor ve bir gün ondan uzaklaşıyor. Film bu şekilde devam ediyor daha fazla detay vermek istemiyorum.
  Film yorumlarında genel olarak kitapta anlatılanın tam yansıtılmadığından bahsediliyor belkide filmden önce kitabı okumak gerekirdi ama ben önce filmi izlemek istedim çünkü kitabın karmaşık halini ana bu şekilde anlayabilirdim. Bence sizde bu filmi çok bekletmeden izleyin ya da kitabını okuyun. Kitabını da okuduktan sonra bu yorumu anımsayarak kıyaslama yapacağım. 
Hepinize sevgilerimle..


27 Ocak 2019 Pazar

Film Yorumum : Yukarı Bak

Aslında Amerika gibi ama güneyde, 
Bir gün nerede yaşayacağım biliyor musun ?
Cennet Şelalelerinde,
Zamanda kaybolmuş bir yer.
Var ya biliyor musun, bunu bir kütüphane kitabından yırttım
Tek hayalimi oraya taşımak,
İşte resimde olduğu gibi...

 Bu animasyonla tanışmamı sağlayan klip beni çok etkilemişti. Her dinlediğimde ve o klibi izlediğimde ağlarım... Klipte sadece tanışma anları ve yaşlılık süreçleri ele alınıyor ve sonrası olduğunu geçenlerde öğrendiğim bu animasyon filmi beni çok etkiledi. Kısaca klipte olanları anlatmak istiyorum küçük yaşlarda tanışan iki çocuk ve kızın en büyük hayali Güney Amerika'daki Cennet Şelaleri'ne evini taşımak. Tam bir maceraperest ve kendine özgü bir macera defteri oluşturmuş erkekle tanıştıklarında bu defteri dolduracağını söylüyor. Zamanla büyüyüp evleniyorlar ve adam bir baloncu yaşamlarını kendi yaptıkları evde sürdürmeye devam ediyorlar. Zamanla çocuk sahibi olamadıklarını anlayınca birbirlerinden başka kimseleri olmamaları onların sevgilerini dahada güçlendirmiştir. Hazırladıkları çocuk odasını ise tekrardan düzenleyip Cennet Şelaleri'ni çizip hayal kumbarasına para biriktirmeye başlarlar. Günün birinde ise kadının hasta olduğunu öğrenirler ve hastanede yatarken adam ona Cennet Şelaleri'ne gitmek için hayal kumbarasındaki para ile bilet alır fakat kadın bileti aldıktan sonra ölür... Filmde bu sahneler hızlıca geçildikten sonra olay başlıyor aslında. Huysuz adamımız bir süre hayata küser çünkü eşini kaybetmiş ve kendini yapayalnız hissetmektedir. Evine ise kimseyi almaz ve çevresinde yapılan kulelere inat evini korumaya devam etmektedir. Bir gün kadınında el izinin yer aldığı posta kutusuna bir işçinin el sürmesi sonucunda onun kafasını yarar ve mahkemelik olduktan sonra huzur evine yerleştirilme kararı çıkar. Huzur evinden gelen çalışanlara ev ile vedalaşmak istediğini belirttikten sonra eve bağladığı bütün balonları salar ve rotasını Cennet Şelaleri'ne çevirir. Bundan sonrada ona yardımcı küçük kaşif ile harikalarla dolu maceralı bir yolculuk serüveni başlar. 
 Küçükten büyüğe herkesin kendinden pay çıkarabileceği bu yolculuğu kesinlikle izlemenizi öneririm. Film başlamadan önce yanınıza mendillerinizi almayı unutmayınııız :) 







   



 







19 Ocak 2019 Cumartesi

Çekiliş Sonuçları

Herkese merhabaa kitap çekiliş etkinliğimiz dün gece son buldu. Fakat bazı sorunlardan ötürü sonuçları anca bu akşam yayınlamaya fırsat bulabildim. Bu çekilişi tek kitap olarak düşünmüştüm ama sevgili Deep benim etkinliğimi paylaşınca katılım arttı. Bende bu mutlulukla kitap etkinliğimde 4 kişiye 4 farklı kitap göndermeye karar verdim. Eveeet bunun sonucunda kazanan arkadaşlarımız;

1. Mavi Daktilo

2. Sessiz Haykırış

3. Kız Kardeşler Arasında

4. Mor Midye

Kazanan arkadaşları tebrik ediyorum ve 2 gün içinde bana mail atarak adreslerini belirtmelerini rica ediyorum. Sevgilerimle..
Mail: g.sari1903@hotmail.com

15 Ocak 2019 Salı

Sağlıklı Oyuncak : Amigurumi

  Herkese merhabalar bu gece size yazımda anne babalar için çok önemli olan bir konudan bahsetmek istiyorum. Hepimiz birer anne baba adayı olarak yada anne baba olarak çocuklarımızın sağlıklı ortamlarda sağlıklı beslenmesini isteriz. Peki bu sağlıklı ortam ve sağlıklı beslenme ile olay bitiyor mu ? Çocuklarımızın tüm gün ellerinde olan oyuncaklar desem sizlere mesela bunların ne kadar sağlıklı olduğunu düşündünüz mü ? Yaklaşık 2-3 ay öncesine kadar benimde dikkatimi çekmemişti bu konu. Taaki örgü hevesimin yeniden ortaya çıkmasına kadar. Örgü dediğimizde genelde bende dahil olmak üzere aklımıza hep kazak, hırka, atkı, bere v.s gelir. Peki bu Japon icadı amigurumi merakım nereden çıktı. Küçük yaşlardan beri bir çok defa atkı bere örmüş biri olarak yine bir atkı merakı başlayınca işler değişti. Örnek modeller ararken kendimi amigurumi sayfalarına bakarken buldum. O kadar güzel hoş oyuncaklar vardı ki kendimi bakmaktan alıkoyamadım. Derken sınav haftası geldi bu aralıkta birçok video izledim nedir ne değildir diye. Sınav haftası biter bitmez kendimi iplikçide buldum. Oranın o muntazam havası o kadar huzur verici ki sizlere bunu tarif edemem benim için belkide en iyi meditasyon yeri.İplerimi aldım oturdum deneme ürünlerimi örmeye ve bir tane iki tane derken kendimi oyuncaklarımı örerken buldum. Ortaya çıkan oyuncaklar o kadar muazzam ki dışarıdaki plastik oyuncaklarla kıyasladığımızda gerçekten farkı görmek mümkün. İlmek ilmek örmek, emek verip gözlerimi yormak bile ortaya çıkan oyuncağın paha biçilemez olduğunu anlatıyor. Geçenlerde de oturduk ve dedik biz bu işi ticarete dökelim. Açtık hesabımızı koyulduk paylaşımlar yapmaya derken baktık ki insanlar bizim emek vererek ördüğümüz oyuncakların fiyatlarını çok yüksek buluyor. Düşünsenize dışarıda plastik en dandik oyuncak bile 30-40 TL iken benim ellerimle ördüğüm en küçük oyuncağımın 50 TL olması onlar için çok pahallıymış. Çocuklarınıza plastik oyuncaklar vermek yerine bence gelin sizde sağlıklı ve emek verilmiş amigurumileri almaya başlayın. Bu oyuncakların en güzel yanı ise kişiye özel olması bence. Düşünsenize çocuğunuzda olan oyuncak başka kimsede yok sadece ona özel. Seri üretim olmamasından dolayı bence bunu koleksiyona çevirenler bile vardır. Bu koleksiyonculardan biride ben olacağım gibi geliyor çünkü ördüklerim birikmeye başlayınca onlara bakıp huzur buluyorum. Aşağıya gerçekten profesyonelce yapılmış amigurumileri bırakıyorum ve bir gün bende bu kadar profesyonel olacağıma inanıyorum.
 Hepinize sevgilerimle :) 





13 Ocak 2019 Pazar

Hayal Dükkanım : Atölye İzde

 Merhabalaaaar :) Size uzun zamandır yokken neler olduğunu teker teker anlatıyorum artık. Tabiki hepsi için ayrı yazılar yazacağım ve bu yazımda size en büyük hayalimizin gerçekleştiğini anlatacağım. Hatırlıyorsanız önceki yazılarımdan birinde atölye kurup işletmeyi düşündüğümüzü yazmıştım. Sizden de epey destek aldıktan sonra bende başladım nasıl başlamalıyız listesini oluşturmaya. Uzun bir düşünme aşamasından sonra instagram hesabımızı kurduk. Yazı sonuna linkini bırakacağım :) Hesap kurduktan sonra ufak ufak ürünlerimizi koymaya ve takipçimizi arttırmayada başladık. Kurarken çok büyük hayallerle kurduk ama tabi ki şuan beklentimizin altında bir şekilde ilerliyor. 2 hafta sonra tam olarak ilk ayımız olacak. Bizim hedefimiz ilk ayda bir tanede olsa sipariş almaktı ama bakalım henüz süre var. Fark ettim ki gerçekten ürettiğini satmak çok zor bir eylemmiş çünkü o kadar çok profesyoneller varki bizim ürünlerimiz onların yanında biraz sönük kalıyor gibi. Bu durum beni çok üzdü. Ördüğüm oyuncakları çok zevkle ve hevesle hazırlamıştım ama hesaba yükledikten ve biraz tur attıktan sonra aslında benimkilerden çok daha iyileri olduğunu gördüm. Diğer üzücü durum ise insanların el emeği bu ürünlere çok paralar vermemek istememesi. Bana garip geldi doğrusu ilmek ilmek işlediğim ürüne ufak paralar verilmesi gerçekten tuhaf. İnsanlar dışarıda plastik oyuncaklara yüzlerce lira verebilirken bizim ördüğümüz sağlıklı el yapımı oyuncaklara bu paraları layık görmüyorlar. 
  Bu yola çıkarken kendimden emin çıktım. Her gün bir fotoğraf yükleyemesemde ördükçe paylaşım yapacağım ve inanıyorumki bir gün siparişim değil siparişlerim olacak. Bu yazıyı okurken belki yaşadığım hayal kırıklığı sonucu pes ettiğimi düşüneceksiniz ama hayır pes etmek yok. Sabırla ve azimle atölyemde fotoğraflar paylaşmaya devam edeceğim :) Satış olmasa bile ördüğüm oyuncaklar bana özel olarak kalır en kötü ihtimal. Geleceğin anne adayı olarak kendi çocuklarıma plastik oyuncaklar değil kendi ördüğüm oyuncaklarımı hediye edeceğim :)  2019 Hayal Listemin ilk hayalini gerçekleştirmenin verdiği mutluluk ile ben paylaşımlara devam edeceğim. Eh sizleride aramızda görmek isteriz. 
Takip etmek isteyenlere linkimiz ; https://www.instagram.com/atolyeizde/ 














12 Ocak 2019 Cumartesi

Ç E K İ L İ Ş DUYURUSU

Herkese merhabaaaaa bugün bilgisayarıma kavuştum ve artık okulum bittiiii. Son bütünleme sınavlarım kaldı sadece onlarıda verince mezunumda mezunummmm! Artık sizlerle daha sık konuşabileceğiz bende bunun şerefine kocaman bir çekiliş etkinliği başlatıyorum vee kitap hediye ediyorum. Okumayı çok seven ben her çekilişte de kitap yollayarak okumanıza da  vesile olmaya çalışıyorumm. Eh bu çekilişte tabiki ŞART YOK. Sadece katılmak istediğinizi yorumda belirtirseniz yeterli olacak. Fakat katılımın çok olması için duyurusunu da yapsanız tadından yenmez yaniii :)  
  KATILIM SON TARİHİ :18 OCAK 2019 
 Hepinize sevgilerimle yarın yeni yazımda bombastik haberlerde görüşmek üzeree :)