Öne Çıkan Yayın

Kitap Yorumum : Gösteri Peygamberi

11 Ağustos 2021 Çarşamba

Film Yorumum : Isn't It Romantic

  Romantik komedi izlemek birçok insanın hoşuna gider kimisi ise asla hoşlanmaz. Filmin baş kahramanı Natalie ise ikinci gruba dahil bir kadın. Çok başarılı sayılmayan bir mimar olan Natalie tüm romantik olaylara karşı ve romantizmden asla hoşlanmayan bir kadın. Asistanı ise tam tersi tüm gün iş yerinde romantik türde filmler izlemeye bayılır. Bir gün Natalie iş dönüşü bir soygun karşısında kafasını yere vurur ve gözlerini hastanede açar. Gözlerini açtığında onu bambaşka bir hayat bekler tam olarak nefret ettiği romantik komedinin ortasında buluverir kendisini. Olaylara kendi bile inanamaz ve film sonuna kadar çok fazla şaşıracağı şey yaşar. 

  Filmde verilen ana mesaj aslında çok hoş "kendini sev"! Kendinizi sevdiğinizde aslında aşk hayatınız, iş hayatınız ve arkadaşlıklarınızın daha iyi gittiğini anlatmaya çalışmışlar. Ufakta bir eleştiri var aslında film içerisinde. Tüm romantizm filmlerinin bir klişe olduğunu anlatmaya çalışmışlar. Yağmur altında öpüşmek, tesadüf eseri çarpıştığın adama aşık olmak, etrafında seni seven erkeği fark etmemek gibi. Aslına bu eleştiri çok güzel ve yerinde olmuş çünkü gerçekten son zamanlarda filmlerde, dizilerde hatta birçok kitapta konu hep bu şekilde ilerliyor keşke buna bir el atılsa. 
 Filmde başrolün kilolu bir kadın seçilmesi de beni ayrı bir cezbetti. Genel olarak zayıf, güzel, bakımlı kadınlar görmeye o kadar alışmışız ki toplum olarak bu tarz değişiklikler oldukça hoş doğrusu. Klişe kırmak için bir adım atılmış desek yeridir. Aşkı bedensel kalıplardan çıkartmak önemli bir detay.

  Filmin kısa olması aslında biraz farklı geldi genelde iki saate yakın film izlerken bu film bir anda bitti. Film aslında izlerken çok sarmıyor sadece izlemek için izlemiş oldum ama yine de çerezlik film olarak öneririm. Vaktiniz varsa ve canınız sıkılıyorsa 80'ler müzik eşliğinde izleyeceğiniz film önerisi olarak kenarda dursun derim. İzlediyseniz filmi sizin de yorumlarınızı merak ediyorum.

 Herkese sevgilerle..




9 Ağustos 2021 Pazartesi

Kitap Yorumum : Siyah Buz

 Mevsimsel kitapları okumayı seven tek ben miyim acaba ? Sizlere bugün tam kış zamanında okunacak benimde kışın okuduğum bir kitap önerisi ile geldim. Kitaba başlamam aslında ufak bir mola amaçlıydı çünkü elimde uzun soluklu ve hala bitmemiş bir seri vardı ve ben o seriyi okumaktan sıkıldığım için bu kitap ile mola vermek istedim tabi çok uzun bir mola oldu çünkü hala seriyi bitiremedim son kitabı ile bakışıp duruyoruz. Neyse efendim kitabımız bana göre oldukça eğlenceli, çıtır, kafa dağıtıcı, gençlere hitap eden bir konuya sahipti.

 Kitabımızın detayına gelecek olursak kitabımız Britt isimli bir kızın okullar kapanınca eski erkek arkadaşını geri kazanmak amacıyla arkadaşları ile dağa tatile gitmeye karar vermesi ile başlıyor. Bu dağ tatilinde ona çok sevdiği bir kız arkadaşı ve aşık olduğunu sandığı eski sevgilisi ve diğer arkadaşları eşlik edecekler. Britt eski sevgilisine hava atmak için bu dağ tatiline oldukça iyi hazırlanmış gerek doğa bilgisi olarak gerek uzun yürüyüşler olarak. Yola kız arkadaşı ile bir araçta çıkarlar fakat yolun belirli bir noktasından sonra yoğun kar yağışı arabanın gidişini engeller ve Britt ile arkadaşı arabadan inmek zorunda kalıp yardım bulmak amacı ile ormanın içine ilerlerler. Ormanda buldukları kulübe onlara büyük bir ümit ışığı olacak zannederler fakat kulübenin kapısını vurmaları ile kitap akış hızını arttırır. Kulübedeki iki adam onları rehin alır ve olaylar silsilesi ardı ardına gelişir. 

  Kurgu olarak aksiyon, gerilim, korku tarzında okuyan kişilere göre baya hafif kalabilir. Ben çok bu tarz kitaplar okumadığım için bana çok iyi geldi. Sanırım bu kadar hızlı kitap okumamıştım gece uykumdan baya fedakarlık ettim kitabın sonunu merak etmekten. Yazar karakteri kurgularken bazı yerlerinde çok fazla sıradan hareketlere yer vermiş bazı yerlerde ise ana karakter aşırı ergence tavırlarda olmuş. Güzel bir noktaya da değinmiş aslında yazarımız sevgi veya aşk ile alışkanlığın farklı şeyler olduğunu çok ince bir dilde işlemiş. Tabi bunu anlamak o heyecan ve gerilim içinde biraz zor olsa da benim hoşuma giden bir taraf oldu. Kitap önerilerim arasında yer aldı çünkü insana kafa dağıtmak için terapi gibi geliyor. Okuyun ve okutun derim doğrusu. Eğer okuduysanız kitap hakkında düşüncelerinizi yorumda paylaşabilirsiniz.

 Herkese sevgilerimle..




6 Ağustos 2021 Cuma

Kitap Yorumum : Benim Küçük Sırrım

 Herkese merhabalar. Uzun ve yorucu bir kitabın daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Aslında kitap çerezlik bir okuma yapılacak türdendi fakat ben kitabı okumaya başladığım ve bittiği süre içerisinde evlendim, şehir değiştirdim, ev kurdum ve iki kez tatile çıktım. Tüm bunların sonunda kitap elime yapıştı kaldı resmen ve ancak bugün bitirebildim. 

 Kitaba gelecek olursak aslında yazarımız bir Wattpad yazarıymış bende bunu kitabın yarısına gelince öğrendim. Yarısına gelene kadar da kendi kendime acaba diye sorguladım çünkü kurgu, bölümler ve yazım tarzı Wattpad yazarlarına benziyordu. Kitap bana daha çok Büşra Yılmaz'ın 4N1K isimli kitabını anımsattı çünkü çok fazla benzerlik vardı. Wattpad yazarlarındaki sorun bu sanırım içerikler genelde aynı sadece isimler değişiyor. Aslında harika yazarlar çıkıyor aralarından ama kimileri de bu sorunun ağına düşüp orada kalabiliyor. Tabii ki eleştirmek bana düşmez sonuçta ben kitap okumaktan ileri bile gidemedim en azından arkadaşımız cesaret edip bu kitabı yazmış kendisini tebrik etmek gerekli yinede.

 Kitap üniversiteyi yeni kazanmış genç kızımız Eylül'ün okula başlaması ile başlıyor. Malum üniversite ilk yıl yeni arkadaşlıklar, birbirini tanıma ile başladığı gibi Eylül'de muazzam bir arkadaş grubu içerisinde bulur kendini. İçlerinde olgun yapıda olanıda var ergen yapıda olanı da on sekiz olup aklı selim kişilere rastlamak biraz zor sonuçta. Eylül bu gruptaki tüm arkadaşlarını çok seviyor ve onlarla zaman geçirmekten mutluluk duyuyor ama ufak bir problem var. Eylül'ün gizlediği aslında çokta utanmasını gerektirmesede bir sır var ve o bu sırrını kimseyle paylaşamıyor. Paylaşamadığı gibi de sürekli yalan söylemek zorunda kalıyor. Eylül'ün bir de ilgi alanı var: kafes dövüşü! Küçük yaşlardan itibaren illegal yollardan bu kafes dövüşüne katılım sağlıyor ve Çember denilen bir kulüpte dövüşüyor. Bunu da bir diğer sırrı olarak okul arkadaşlarından saklıyor. Kulüpteki arkadaşları onun için arkadaştan öte kardeş gibiler ve Eylül'ü kız kardeşleri gibi koruyorlar. Kitapta diğer adı geçen Atlas ve Yağmur ise Eylül'ün sırrını bilen iki kişi. Yağmur Eylül'den intikam almak için her yolu deniyor ve en son öyle bir intikam alıyor ki Eylül ne yapacağını bilemiyor ve devamı ikinci kitapta..

 Kitabın bitişi bana göre çok garipti ve Eylül'ün sakladığı sır aslında utanılacak ya da onu mağdur edecek bir sır değilmiş. Bunu öğrendiğinizde gerçekten bu muydu oluyorsunuz. Ben kitapta en çok Eylül'ün arkadaş grubunu ve onların arasındaki sohbeti beğendim. Keşke benimde öyle bir arkadaş grubum olsa diye içimden geçirdim hep. Herkese nasip olmuyor böyle arkadaşlıklar özellikle de şu çağda.. Yazarımızın kalemine kuvvet diyerek yazımı sonlandırıyorum. Okuduysanız sizlerin de bu kitap hakkında görüşlerinizi merak ediyorum yorumda paylaşabilirsiniz. 
 Herkese kucak dolusu sevgilerle..



5 Ağustos 2021 Perşembe

Gezelim Tadalım : Zennup 1844

  Bugün sizlere harika bir mekan önerisi ile geldim. Zennup 1844! İstanbul Zeytinburnu'nda Fişekhane'nin içinde olan şirin, sevimli ve cana yakın çalışanları ile sevgili Ömür Akkor şefimizin ve ortaklarının güzel restoranı Zennup..
  Mekanla beni buluşturan aslında eşim oldu çünkü kendisi Ömür şefi uzun zamandır takip ediyormuş. İstanbul'da sanırım hiç böyle bir restorana girmemiştim ben daha çok hızlı ye çık tarzında yerleri tercih ettiğim için bu restoran girdiğim ilk anda büyüledi beni. Normalde rezervasyon yaptırılarak gidilen bir yermiş fakat biz gittiğimizde şansımıza boş masa vardı. İçeri girdiğinizde sizi çok tatlı çalışanları karşılıyor ve size masanıza kadar eşlik ediyor. Bizim şansımıza o gün Ömür şef oradaydı hem de tam arka masamızda! Kendisini yakından görmek özellikle eşimi çok heyecanlandırdı. Hoşumuza giden yanı selam verdiğimizde kendisi gülümseyerek bizimle selamlaştı ve hal hatır sordu. Sanırım bu tarz kişilere ünlü camiasında rastlamak çok zor ama çok mutlu edici bir davranıştı.

  Mekanda sipariş vermek için bir menü defteri önünüze gelmiyor onun yerine instagram sayfalarından menüye ulaşmanızı bildiriyorlar hatta yapamayanlara yardımcı oluyor çalışanlar. Aslında bu hoşuma gitti çünkü mekana girmeden önce menü fiyat bilgisi ve menü hakkında bilgi sahibi olabilme imkanınız oluyor. Menü fiyatları tabi ki bir tık yüksek haliyle ama o lezzetler için değer mi derseniz kesinlikle! Biz eşimle püre bonfile ve kuru dolmadan yana seçim yaptık. Siparişler gelmeden önce ufak mezeler geldiğinde zaten insan onları tadarken bile doyuyor. Bu arada sunulan ekmekleri anlatmadan geçemeyeceğim. Sunulan ekmekler zeytinlisinden tutun tam buğdayına hatta ekşi mayalısına kadar ufak tadımlık ekmekler olarak masaya konuldu ve tatları mükemmeldi. Yemeklerimiz geldiğinde tabak o kadar doluydu ki insan tatmadan bakarak doyacak şekilde hazırlanmıştı resmen. Püre bonfilenin püresine bayıldım ağızda yaydığı tat buruk veya boğucu değil tam kıvamındaydı. Bonfilede biraz sorun yaşadım çünkü ben eti az pişmiş sevmem ve benim etim az pişmiş gelmişti başta sipariş verirken söylemeyi unuttuğum için benden kaynaklı bir sorun oldu yani. tabi tadı yine de tartışmaya kapalı çünkü et yumuşaklığı ve tadı ile harikaydı. Aslında en sona bir de sütlaç mı söylesek yoksa cennet çamuru mu söylesek diye ufak bir kararsızlık yaşamıştık masaya ilk oturduğumuzda fakat ana yemekleri yedikten sonra tatlı yemeye hiç yerimiz kalmadığı için yiyemedik. Yan masalara gelen tatlılardan gördüğüm kadarıyla sütlaç tek bir adeti üç kişi doyuracak kadar büyük bir güveç tabağında geliyor. Mekanda dikkatimi çeken diğer şey ise çatal kaşıklarda Zennup 1844 yazmasıydı bu tarz mekan isimleri genelde kaşık çatalda görmek ender bir durumdur ama hoş bir görüntüydü doğrusu.
 Mekana gitmişiz Ömür şefi görmüşüz elbette kitaplarını alıp imzalatmadan olmaz değil mi? Hemen girişte kendi kitaplarının da satışı yapılıyordu bizde kitaplarından aldık ve imzalattık. İlk kitabı Zennup üzerine yazılmış Zennup'u tanıtmış ve Zennup ailesini anlatmış. Ailesi diyorum çünkü Zennup'ta çalışan veya personel kavramı yok genelde aile olarak ordalar. Çalışanlar ile yapılan aktivitelere baktığımda kocaman bir albüme yer verilmiş kitapta ve insanın içi ısınıyor çalışan kişileri aileden sayan bir iş yerine rastlamak. Yeni kitabı Ömür Akkor Seyahatnamesi ise harikulade bayıldık! Hangi şehre giderseniz gidin bu kitap sayesinde hiç zorlanmadan en güzel en kaliteli yemek yerlerini bulmanız için bu kitap harika bir harita. Özellikle gittiğiniz yeni şehirlerde rotanızı bulmak çok zorken bu kitapla her şey çok basit keşke elimize daha önce geçseydi ama maalesef yeni çıktı ama olsun bundan sonraki şehirlerde kullanacağımız el kitabımızın olması güzel oldu. Ömür şefin 81 il gezmesi ise insanı hayran bıraktırıcı bir durum bize de nasip olur umarım.

 Mekandan çıkarken gözümüze ufak bir stant çarptı. Birbirinden güzel Zennup reçelleri, yağı, kahvesi v.s bir sürü ürün vardı. Biz de dayanamadık ve hemen acuka, reyhan şerbeti, böğürtlen reçeli, çilek reçeli ve süt reçeli alıverdik. Reyhan şerbetini eve geldikten bir hafta sonra yapabildim zaman bulup ve tadı çok hoş oldu özellikle soğuk içtiğinizde kesinlikle bayılacaksınız. Gönül isterdi ki o güzel ekmeklerden de alalım ama artık İstanbul'da yaşamadığımız için ne yazık ki alamadık. Umarım bir sonraki gidişimizde alabiliriz.

Zennup 1844 işte böyle bir mekan olur da bir gün yolunuz Zeytinburnu'na düşerse mutlaka uğramanızı öneririm. Sevgilerimle..


Zennup iç mekanı görsel olarak bile çok huzurlu 


Bahsettiğim lezzetli ekmekler 


Ve lezzetli püre bonfileee <3