Öne Çıkan Yayın

Kitap Yorumum : Gösteri Peygamberi

#kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2022 Pazar

1 Mayıs İşçi ve Emekçi Günümüz Kutlu Olsun!

 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Gününden selam olsun. Dünyada emek vererek çalışmak ve karşılığında emeğinizin parasını hak etmek oldukça zor bir eylem çünkü hiçbir para aslında emeğinizi tam anlamıyla karşılamıyor. Çalıştığım dönemlerde bende hayatı çok kez sorgulamıştım ve neden hak ettiğimizin tam karşılığında ücret almıyoruz diye çok düşünmüştüm. Sonuçta bedenen ve zihnen oldukça emek veriyoruz yaptığımız işlere. Karşılığında ise sadece karın tokluğu diyebileceğimiz bir miktarda para alıyoruz sadece. Ekonomik sistemimiz ne yazık ki..
 Yaklaşık bir yıldır ev hanımı olarak hayatıma devam ediyor gibi görünsem de aslında arka planda işletmeye çalıştığım bir atölyem var. Bana göre gerçekten emek vererek, yeri geliyor sabahlayarak, yeri geliyor ellerim yara bere içinde , zamanımdan ödün vererek, fedakarlıklar yaparak bir ürün çıkartıyorum ve bunlara paha biçmeye çalışıyorum. Yapılan emeklere paha biçmek inanılmaz derece zor. Genelde alıcı kişiler hep "ne var canım bunu yapmakta bu para çok bu ürüne" modunda yaklaşıyorlar. Verilen emeği her zaman eleştiriyorlar veya ürünü küçümsüyorlar. Oysa ürünü planlamak, defalarca kez bozup yeniden yapmak, fotoğraflamak, pazarlamaya sunmak, alıcı bulmak, alıcı ile iletişimde olmak, kargolamak ve olumlu geri dönüş almak çok yorucu ve zahmetli bir süreç. Tabi ki bunu yapmamakta benim elimde fakat günümüz şartlarında elimizde, heybemizde, ne varsa onu kullanarak bir şekilde para kazanmak zorundayız. Bende ancak bu şekilde kazanabiliyorum. Bu süreç aslında genele baktığımda sevdiğim bir hobimi yaparak para kazandığımı gösterse de geri planda oldukça kötü olaylar da yaşanabiliyor.
 Geçtiğimiz yıl yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum bununla alakalı. Bir beyefendi sosyal medya üzerinden bana ulaştı ve oyuncak sipariş etmek istediğini belirtti. Yaklaşık o zamanın parası ile 600 TL tutarında siparişini oluşturduk kendisi ile. 3 adet oyuncak köpek bir adet aslan bir adet bebek istedi. Renklerini kararlaştırdık her şey tamam dendi ve ben ön ödeme almadan siparişleri hazırlamaya başladım. Benim genel huyumdur ürün bitmeden ödeme almam çünkü ne olur ne olmaz ölürüm kalırım kimse de o ödemenin alındığını bilmez adamın parası üstümde kalır diye bu topa girmem. Neyse efendim ben 3 adet köpeği 15 günde ördüm görselleri attım beyefendi beğendi. Aslana başladım bitirdim ve görseli attım beyefendi aslanın istediği renk olmadığını nasıl oluyorsa "genç aslan" istemiş benim ördüğüm ise "yaşlı aslan"mış. Bu sebepten ötürü biraz gerildik ve en sonunda tüm ürünleri iptal ettiğini hiçbirini istemediğini belirtti. Gitti mi benim 17 günlük emek çöpe ? Ürünler elimde kaldı ona mı üzüleyim, zamanım çöpe gitti ona mı yanayım bilemedim. Kısacası sosyal medyada harika işler çıkıyor ama bu tarz kötü olaylarla da karşılaşabiliyoruz. Tabi bana da ders oldu bu olay artık ön ödeme almadan hiçbir ürüne başlamıyorum. He aslanla köpek ne oldu derseniz bulduk alıcısını gönderdik sahiplerine :)
 Günün anlam ve önemine istinaden emeğinizin değerini bilecek işlerde çalışmanız veya müşterilerle karşılaşmanız dileği ile.. GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!





4 Mayıs 2018 Cuma

Kitap Yorumum : Aşka Uyanmak




Kitap Adı : Aşka Uyanmak

Yazar : Kim Vogel Sawyer
Çeviri : Didem Uğur
Sayfa Sayısı : 414

Yeni bir kitabın son sayfasını okuyup saniyeler sonra geçtiğim bilgisayarımın başından herkese merhabalar. Bitirdiğim kitap hakkında yorumlarımı yazmak için sabırsızlanıyorum çünkü uzun zamandır kitaplığımda olan ve okuma fırsatını anca bulabildiğim bu kitabı keşke daha önce okusaydım dedim.
  Kitabımızın baş kahramanı Edythe Amsel. Kendisi bir öğretmen uzun yıllardır kardeşlerine bakmış, özgürlükçü, farklı eğitim yöntemleriyle her zaman kent konseyiyle karşı karşıya gelmiş, geldiği kasabada evlilik yapmamakta kararlı, buraya sadece eğitim vermeye geldiğini çevresindeki tüm bekar erkeklere hayır diyerek belirten genç bir bayan. Gittiği kasabada küçük bir dersliğe sahip olan okulda öğrencilerine dünyayı göstermek için uğraşıyor. Okuldan nefret eden öğrencilerine kendini sevdirip okula koşarak gelmelerini sağlayan öğretmenimizin velilerle kurmaya çalıştığı ilişkilerine hayran kaldım, hepsiyle evlere giderek birebir tanışmaya çalıştı, çoğundan eğitim tarzıyla ilgili olumsuz eleştiriler aldı. Aldığı eleştiriler ne kadar canını acıtsada eğitim arzusuna ve öğrencilerine sıkı sıkı sarıldı. 
   Diğer önemli kahramanımız Joel Townsend. Kendisi bir çiftçi ve onun hikayesi eni çok hüzünlendirdi. Ebeveynlerinin zamansız ölümünden beri yeğenlerine göz kulak olmaya çalışıp, onları büyütüp, güzel bir disiplinle eğitmiş bir adam. Kendine uzun zamandır yeğenlerine sahip çıkacak ve onu sevebilecek bir yol arkadaşı arıyordu. Yeni gelen öğretmenin haberini duyunca çok heyecanlanmış ve onu yakından tanımaya başladıkça ona karşı hisleri oluşmaya başlamıştı. Öğretmeni eğitim tarzı hakkında destekleyen tek veli kendisiydi çünkü küçük yumurcaklar bu kadına bayılıyordu. 
  Onların bir araya gelebilmesi imkansızdı biri çiftçi diğeri okumuş bir öğretmen. Önlerine bir sürü engeller vardı ve onlar bu engelleri aşıp kendi iç dünyasında bir aşk tohumu olup olmadığını sorgulamaları ve öğrenmeleri çok zor geçti. Peki onlar kavuşabildi mi ? Bunu okuduğunuzda anlamanızı tercih ederim.
   Kitapta bir öğretmenin ne kadar mükemmel olabileceğini ve yeni neslin onlara emanet olduğunu, kültürlü ve bilgili yetişmek zorunda olduğunu çok iyi ele almışlar. Ek olarak Hristiyanlık dinine özel birçok unsur ve Tanrı'nın gücü de iyi bir şekilde ele alınmıştı. Eğer bu tarz aşk kitabı okumak isterseniz size çok şey katacak olan bu kitabı şiddetle öneririm. Sevgiyle kalmanız dileğiyle :)

16 Nisan 2018 Pazartesi

Toplumsal Cinsiyet Üzerine





Herkese merhaba bugün aslında bir kitap incelemesi yapmayı planlamıştım fakat elimdeki kitap bitmediği için bölümümde ders konumuz olan toplumsal cinsiyet üzerine yazacağım. Yazımı bazı kaynaklardan alıntılayarak topladığımı belirtmek isterim.
 Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkeklerin beklentilerini, değerlerini, imajlarını, davranışlarını, inanç sistemlerini ve rollerini tanımlayan fikirlerin sosyal yapılanmasıdır. Sadece kadın ve erkek arasındaki değil; her gruptaki güç ilişkilerini ağır biçimde etkiler; buda bir çeşit sosyal probleme neden olur. farklı kültürlerin toplumsal cinsiyet hakkında, kadın ve erkek için neyin uygun olduğu ve neyin olması gerektiği üzerine farklı fikirleri vardır. Toplumsal cinsiyet sadece kültürden kültüre farklılık göstermez, zaman içinde veya bir toplumun kriz döneminde değişiklik gösterebilir.
   Toplumsal cinsiyet ve cinsiyet arasındaki farka bakmak gerekirse; cinsiyet, kadın ve erkek arasındaki doğal, biyolojik farklılıkları işaret eder. bu farklılıkların bir çoğu net ve sabitken bazı biyolojik farklılıklar çeşitlilik gösterir. Toplumsal cinsiyet ise toplum tarafından verilen erkeklik ve kadınlık hakkında kültürel görüşler, inanç sistemleri, imajlar ve beklentilerle yapılanmıştır.
   Toplumsal cinsiyet üzerine yapılan araştırmaların çoğu kadınların erkeklerle kıyaslanması şeklinde yapılmaktadır. Toplumsal cinsiyet kişinin kültürel, toplumsal rolü, ruhsal-içsel tanımlanması ve onların temsil edilmesi anlamında kullanılmaktadır. Cinsiyeti doğa belirlerken toplumsal cinsiyeti kültür belirlemekte ve toplumsal cinsiyet kimliği hakkındaki anlayışlar cinsel eğitim ve tutum erken yaşlarda oluşmaktadır.
  Toplumsal cinsiyet ayrımcılığına maruz kalan kadınlar siyasal, yasal, sosyal ve ekonomik haklara sahip olmada, bu haklarını kullanmada toprak ve sermaye gibi kaynaklara sahip olmada eşitsizliklere uğramışlardır.
Toplumsal cinsiyetle statü arasında ilişki tartışılırken göstergelerde yer alan öğrenim durumu, gelir getiren bir işte çalışma ve siyasi yaşama katılım önemlidir. Kız çocuklarının eğitime ulaşmasındaki zorluklar günümüze kadar devam etmektedir. Türkiye’de 2000 yılında yetişkin okur – yazarlık oranı erkelerde % 95, 7, kadınlarda % 81, 1 ‘dir. Bu durum ülkemizde toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı olmayan bir eğitim politikası uygulandığını göstermektedir.
Siyasi yaşama kadının katılımı ülkemizde % 9, 1 oranındadır. Bu oran son derece düşük olduğu gibi dünyanın bir çok ülkesinden önce seçme ve seçilme hakkını elde eden ülkemizde kotanın uygulanmasının bu sorunu belirli sürede çözeceğini düşünüyorum.  
  Tüm dünyada kadınların devlet başkanı, başbakan ya da diplomat olmak yerine onların eşleri olmaları; milletvekili seçilmek yerine seçmen olmaları; vatan savunmasında ve savaşlarda komutan ya da asker olmak yerine savaşın sivil kurbanları ve mültecileri olmaları; müteşebbis ya da yönetici olmak yerine onların sekreteri, işçisi olmaları; kadın emeğinin yoğunlaştığı tarım, tekstil, ev-içi hizmetler sektörlerinde hizmetçi, temizlikçi, dadı, hastabakıcı, seks işçisi, mevsimlik, geçici ya da kayıt-dışı işlerde çalışan işçiler olmaları aslında hiç de tesadüf değildir.
Tarihsel olarak ele alındığında kadınlar ya vatandaş sayılmamışlar ve vatandaşlık haklarından mahrum bırakılmışlardır. Bazı devletlerde vatandaşlık hakkı elde eden kadınlar ise, çoğunlukla “ikinci sınıf vatandaşlar” olarak görülmüşlerdir. Milliyetçiliğin yeşermesi ve millet kavramının ortaya çıkması Fransız Devrimi ile olmuştur. 1789’da ilan edilen Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi 17 maddeden oluşmakta ve özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve baskıya karşı koyma gibi doğal ve devredilemez hakların vatandaşlara verilmesi gerektiğini ifade eden hükümler içermektedir. Buna göre her insan kanun önünde eşit olmalıdır. Ancak Bildirge’deki vatandaşlık hakları, o dönemde sadece erkekler için geçerlidir.
  Günümüzde genellikle tüm devletler kadınların ve  erkeklerin eşit birer vatandaş olduklarını kabul edip buna yasal bir altyapı hazırlamış olsalar bile, eşit yasal hakların fırsat eşitliği ve eşit şartlarda siyasi temsil ve katılım anlamına gelmediği görülmüştür. Bunun en önemli sebeplerinden birinin aslında kadının ataerkil toplumsal düzen çerçevesinde halen bir taraftan erkeğe diğer taraftan ise devlete bağımlı olduğu gerçeğidir.
  Dünya’da kadınlara oy hakkı veren ilk ülkeler arasında yer alan Yeni Zelanda ve Avustralya’yı Finlandiya, Norveç, Danimarka ve İzlanda gibi İskandinav ülkeleri takip etmiştir.
  Vatandaşlık haklarıyla özdeşleşen bir diğer siyasal hak ise siyasal temsildir. Siyasal temsil eşitliği, kadınların ve erkeklerin eşit sayıda temsilini ifade eder. Günümüzde cinsiyetlerin eşitsiz temsil edilmesi sorunu, temsili demokrasilerin temellerini tartışma konusu haline getirmektedir
  Siyasal temsil eşitliğinin sağlanması için tüm dünyada genellikle seçimlerde kota sistemi uygulaması yapılmaktadır. Günümüzde çokça kullanılan üç temel kota uygulaması mevcuttur. Bunlardan ilk ikisi anayasal ya da yasal kotalardır, üçüncüsü ise gönüllülük esasına dayalı kota uygulamasıdır.
   Kadınların eğitilmesi, sağlık, siyaset ve kamu yaşamına katılmada kadınlara öncelik tanınması, kadınların rol ve sorumluluklarına ilişkin olumsuz kalıp ve yargılarla mücadele edilmesi, sorumlulukların birlikte paylaşılması, aile içi kararların birlikte alınması, hak ve sorumlulularda eşitlik, ailedeki kız ve erkek çocuklarına eşit davranılarak yetiştirilmesi, kadınların toplumda görev almasını sağlamak ve desteklemek, istihdamını arttırmak, kadının çalışma hayatıyla iş hayatının örtüşmesini sağlamak, kadınların şiddete uğramasını engellemek, ayrımcılığın yasaklanması ve ayrımcılıkla mücadele konusunun geliştirilmesi, eşit fırsatlar sağlanması, olumlu ayrımcılığın uygulanması toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için yapılması gereken gerekli konulardan bazılarıdır. Kadınlara biçilen rolün ortadan kaldırılmasıyla ilgili olarak sadece kadınların eğitilmesinin önemli olmadığını erkek farkındalığının yaratılması ve erkeklerin eğitilmesinin toplumsal cinsiyet eşitliği için önemli olduğunu düşünüyorum. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve toplumda kadına biçilen rollerin değiştirilmesi için tüm toplum olarak kadınların önüne çıkarılan engelleri kaldırarak, onları eşit birey olarak kabullenip toplumda hak ettikleri yeri almaları sağlanmalıdır...